Sabah namazları geçersiz mi

Hastalıklar Yorum Yok »

Sabah namazları geçersiz mi

Bir Önce, sözünü ettiğim muammanın ne meydana geldiğini kısacası tekrardan edeyim:
Türkiye’de, ramazanın geçtiğimiz hafta gelmesinden buyana imsak, başka bir deyişle orucun başlangıç saati dair bir tartışma yaşanıyordu. Oruç tutan yüzbinlerce yurttaş, Diyanet’in yayınladığı imsakiyede verilen saatin erken olduğuna inanıyor ve bu imsakiyeyi kullanmıyorlardı! Rağbet edilmeyen Diyanet imsakiyesinin yerini de ilişkili olunan yahut benimsenen dinî cemaatlerin başka bir deyişle tarikatlerin hazırladıkları imsakiyeler almıştı…
Ramazan başlayalı bir haftayı geçti, imsak zamanı konusundaki tartışmalar haddi aştı, memlekette oruç tutan kim varsa tereddüt içinde ama Diyanet’ten şu ana civarı rastgele bir izah gelmedi!
Tartışmanın detaylarını ve boyutlarını bugünkü manşetimizde görüyorsunuz… Devamini Oku »

Âkif’in meâli muamması

En İyi Atasözlerimiz Yorum Yok »

Âkif’in meâli muamması

CUMHURİYET tarihimizin inanç ve edebiyat sahasındaki en kocaman bilmecesi, Mehmed Akif’in Kur’an meâli, başka bir deyişle tercümesidir.
İstiklâl Marşı şairimizin Türkiye’de içinde yer aldığı yıllarda Kur’an’ı Meclis’in resmî isteği üst kısmına tercümeye başladığı, Mısır’da bitirdiği şayet ardından endişelere kapıldığı, metni Kahire’deki en yakını meydana gelen Yozgatlı İhsan Hoca’ya emanet ettiği, bir takım koşulların değişmemesi hâlinde vefatının sonrasında meâlin yakılması vasiyetinde yer aldığı ve İhsan Hoca’nın vasiyeti yıllar ardından mahaline getirip meâlin özgün metnini Kahire’deki evinde şahitlerin huzurunda yakarak imhâ ettiği söylenirdi… Devamini Oku »

‘Millî çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü

Hastalıklar Yorum Yok »

‘Millî çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü

Son 30 küsur yıldan buyana “millî çapkın”diye bilinen ve evvelki gün ölüm eden Süha Özgermi ile ilgili şimdiye civarı çok şey yazılıp bildirildi şayet kim olduğundan, ailesinden ve hakikat işinden hiç bahsedilmedi… İşte çok sevdiğim ve sanatkâr akrabaları yardımıyla çok yakından tanıdığım rahmetli Süha ağabeyin Padişah Abdülhamid’in sarayına uzanan ve birçok meçhul aile öyküsü…
CUMA bugünü öğle saatlerinde öğrendim ve çok üzüldüm: Süha Özgermi, Kıbrıs’ta ölüm etmişti!.. Bilgi web sitelerinde anında “Millî çapkının vefatı”başlıklarıyla yeraldı, geçen gün de aynı biçimde gazetelerde çıktı ve Özgermi’nin güzellerle çekilmiş Devamini Oku »

75 yıl doldu, hani o saklı vasiyet

Sevgi Şiirleri Yorum Yok »

75 yıl doldu, hani o saklı vasiyet

Atatürk güya manevî çocuklarına, kızkardeşine ve İsmet Paşa’nın çocuklarına maaş bağladığı, kalıt gelirlerinin Türk Lisan Müessesesi ile Tarih Kurumları’na verdiği bildiğimiz vasiyetnamesinin hariç ölümünden 75 yıl ardından açılmasını aradığı bir de saklı vasiyet hazırlayıp devletin en üst ve en kuvvetli makamlarının muhafazasına bırakmıştı ve bu saklı doküman 10 Kasım 2013′te açıklanacaktı.
Siyasî vasiyetnamede neler yoktu ki… Atatürk, 1924′te kaldırdığı hilâfetin geriye getirilmesini talep ediyor, Ülkemiz’nin hayatî hudutlarını çiziyor, Lozan Anlaşması’nın esasında ne meydana geldiğini yahut olması gerektiğini açıklama etmekte ve cumhuriyetin imparatorluğun önce vakitlerinde meydana geldiği benzeri bir hayat gücü haline gelmesinin taktiğini veriyordu! Devamini Oku »

MAALESEF GELİYOR

Hastalıklar Yorum Yok »

MAALESEF GELİYOR

250 yıllık zelzele periyodu yedi yıllık gecikme ile,22 Mayıs 1766′da yeniden yaşama geçmiş, İstanbul ve Marmara bir buçuk sene süresince sallanmış, deniz önce sarsıntıdan anında hemen ardından Boğaziçi’nin pekçok mahalleninde karanın iç taraflarına gerçek ilerlemiş, Marmara’daki bir takım ıssız adalar yarılarına civarı batarak küçülmüşler ve Mudanya Körfezi’nde dahi tsunamiyi andıran dev dalgalar görülmüştü… Bayezid ve Fatih benzeri kocaman camilerin kubbeleri çökmüş, İstanbul’da yeniden binlerce birey can vermişti…
1766′dan 233 sene hemen ardından iştirak eden 1999 depremi, 250 yıllık bu sabit periyodun öncüsüdür! Marmara’nın altını Devamini Oku »

KENARIN DİLBERİ

Hastalıklar Yorum Yok »

KENARIN DİLBERİ

Taksim esasında tâââ 1940′lı yıllarda, o zamanlar “Opera” ve hemen “AKM” dediğimiz binanın inşasına başlanmasıyla “meydan” değil, “ideolojik bir mekân” kimliğine bürünmüştür. Alanın bir ucunda dişleri dökülmüş heyulâ benzeri büyüyen ve çirkinlik timsalinden yabancı herhangi birşey olmayan şimdiki AKM’nin mahaline yapılan ve bu köşede resmini gördüğünüz önce proje yaşama geçirilebilse idi, ne ise… Çünkü o proje sonradan yapılana başka bir deyişle şimdikine yönelik kıyaslama onay etmeyecek derecede estetiktir, önce bakışta dahi bir “kültür merkezi” intibaı uyandırmaktadır, demir perde memleketlerinin resmî konser salonlarını andıran bugünkü asık suratlı, hattâ yüzsüz ve estetik yerine biran önce ortadan kaldırılması gerekli olan binadan çok daha iç açıcıdır ama her nedense yapılamamıştır! Devamini Oku »